Hukuksuz Dünyanın Pan Zehiri Yapay Zeka mı: Merhamet Yok !
İnsanın özüne en uygun sistem olduğu iddia edilen kapitalizm, giderek insanın sonunu mu hazırlıyor? Küresel düzeyde adaletsizlik, bölgesel savaşlar, yoksulluk, insan hakları ihlalleri, ırkçılık ve iklim krizi gibi devasa sorunlarla baş edilemezse; bu süreç insanlığın sonunu mu hazırlayacak?
Yapay zekanın her geçen gün yaşamı ele geçirmesi kolaylık mı yoksa tehlike mi? Merhamet Yok (Mercy), bu can alıcı soru hakkında düşünme fırsatı sağlıyor. Los Angelas’da asayişsizliğin yarattığı kaosla olağan hukuki yollarla baş edemeyen sistem, suçu düşürmek amacıyla yapay zekanın hakim olduğu bir adalet sistemini devreye sokar.
DİJİTAL ÇAĞIN MAHKEME SALONU MU !
Bir televizyon stüdyosunu andıran mahkeme salonu, sanığın temize çıkmak için kullanabileceği ve dijital çağın teknolojik olanaklarıyla donatıldığı bir mekandır. Bu mahkemede iddia makamı (savcı), savunma makamı (avukat), jüri ve seyirci yoktur. Demokratik toplumlardaki yargıyı temsil eden bu organların hepsi sanıktır ve kendisini temize çıkarmak için 90 dakikası vardır. Sanık, suçsuz olduğunu ispatlayamazsa anında infaz edilmektedir. Sistemin ateşli savunucularından dedektif Chris Raven (Chris Pratt), paradoksal şekilde karısını öldürmek iddiasıyla kendisini merhamet mahkemesinin yapay zeka yargıcı Maddox (Rebecca Ferguson) önünde bulur. Doksan dakikanın kronometresi bu defa suçsuz olduğunu ispat edemezse infaz edilecek dedektif Raven için çalışmaya başlar.
İnsanın özüne en uygun sistem olduğu iddia edilen kapitalizm, giderek insanın sonunu mu hazırlıyor? Küresel düzeyde adaletsizlik, bölgesel savaşlar, zengin ve yoksul arasındaki gelir uçurumu, insan hakları ihlalleri, ırkçılık ve iklim krizi gibi devasa sorunlarla baş edilemezse; bu süreç insanlığın sonunu mu hazırlayacak ya da bu sorunlarla baş etmenin yolu makinalarda mı (yapay zeka) aranacak ve otoriter sistemler dünyanın yeni düzeni mi olacak?
Şüphesiz bu can alıcı soruların karşılığı gene insanlıkta… Dijital çağın şahikası yapay zeka, yaşamın her alanında her geçen gün etki sahasını büyüterek yayılıyor. Bu ilerleme insana daha fazla özgürlük tanıyan bir ilerleme mi yoksa insanı aptallaştıran ve özgür düşünme pratiğinden giderek uzaklaştıran bir tehlike mi?
KÜRESELLEŞMENİN ÖNEMLİ SACAYAĞI BİLGİSAYARLAR
Bilgisayarlar bulundukları zamandan başlamak üzere yaşama büyük kolaylıklar sağladı. İnsan beyninin makinalarla ikame edilmesi prensibinden hareket eden bu aygıtlar, insanlık tarihi boyunca üretilen bilgiyi depolayarak, internet aracılığıyla küreselleşmenin en önemli sacayağı bilgiye ulaşmayı hızlı ve kolay bir hale getirdi.
Merhamet Yok, ana akım sinemanın anlatım yollarını kullanarak, sinema sanatının olanakları içinde ve kolaylıkla tüketilen bir akıcılıkla yukarıda değindiğimiz çerçeveyi seyircisiyle beyaz perdede buluşturdu. Pek bu dinamik seyirlik, sinemanın geleceğine ve yapay zekayla olan ilişkisine de ayna tutuyor mu?
Bu soruya olumlu bir yanıt verebilmek, Merhamet Yok filmi bağlamında olanaklı görünmese de; özellikle Hollywood yapımlarında yapay zeka etkisi giderek artıyor. Merhamet Yok, yapay zekayı merkezine alan ilk film de değil, besbelli son film de olmayacak…Diğer yandan asayişsizliğin pan zehiri, yazımızın başlığında belirtildiği gibi geleceğin toplumlarında yargının yerine geçen yapay zeka mı olacak? Her geçen gün olmaz denilen şeyler açısından eşik atlayan dünyanın gidişine bakılırsa, bu soruya olumsuz cevap vermek kolay görünmüyor.
KAZAK-RUS YÖNETMEN
Filmin yönetmeni Kazak-Rus Timur Bekmambetov, 2005 yılından beri Hollywood’da senarist, yönetmen ve film yapımcısı olarak pek çok filmde; Wanted (2008), 9 (2009) ve Red Star gibi çalıştı. Aksiyon sineması kodlarına hakim görünen yönetmen Bekmambetov, filmini çoğunlukla sürreel bir mahkeme salonu ve stok shotlar üzerine bina etmesine karşın, seyircinin nabzını sürekli elinde tutmayı başarmış.
Merhamet Yok’un oyunculuk performansları bağlamında iki başrol Chris Raven ve Rebecca Ferguson’un canlandırdığı karakterlerin altı çizilse de; filmin gerçek başrol oyuncusunun dijital teknoloji olduğunu söylemek abartı sayılmamalı… Filmin anlatmak istediği dünyanın başarısında, dijital çağın sinema sanatına sunduğu olanaklardan bağımsız düşünebilmenin de olası olmadığını vurgulayalım.





