Kısafilm

kremlinin_sihirbazi

Festivalden Gösterimler – Kremlin’in Sihirbazı…

Film Analizi…

Yönetmen: Olivier Assayas

Senarist: Olivier Assayas, Emmanuel Carrère

Oyuncular: Paul Dano, Jude Law, Alicia Vikander, Tom Sturridge, Will Keen, Jeffrey Wright

Özgün Yapıt: “Le Mage du Kremlin”, Giuliano da Empoli

Görüntü Yönetmeni: Yorick Le Saux

Kurgu: Marion Monnier

Yapımcı: Olivier Delbosc, Sidonie Dumas

Yapım Şirketi: Curiosa Films, Gaumont, France 2 Cinéma

Dünya Hakları: Gaumont

Türkiye Hakları: Mars Film

FRANSA / 2025 / 156′ 

Paris Seni Seviyorum, Yaz Saati, Carlos gibi filmleriyle hatırladığımız Fransız yazar ve yönetmen Olivier Assayas, İtalyan yazar Giuliano da Empoli’nin kitabından uyarladığı “Kremlin’in Büyücüsü” filmiyle uluslararası bir temaya odaklanarak modern “Rus Çarı” Vladimir Putin’in sağ kolu haline gelmiş yetenekli bir iletişim uzmanı olan, danışmanı Vadim Baranov’un (Paul Dano) merkezinde olduğu bir hikayeyi anlatıyor. “Kremlin’in Büyücüsü” Perestroyka’dan Putin’e uzanan Rusya tarihini anlatırken gerçek şahsiyetlere ve olaylara yakın senaryoyu izliyor. Hikâye, Putin’in tanınmış “imaj danışmanı” Vladislav Surkov’un bir yansıması olan Vadim Baranov karakteri etrafında şekillendirilirken, bu rolde Paul Dano soğukkanlı ve tarafsız bir oyunculuk  sergiliyor. 

Hikayeyi özetlersek, Amerikalı gazeteci ve Rusya uzmanı Lawrence Rowland (Jeffrey Wright), Moskova’da, Yevgeny Zamyatin’in 1924 ‘te yazılmış, George Orwell’in kitaplarına öncülük eden romanı “Biz” hakkında sosyal medyada beklenmedik bir mesajlaşmaya taraf olur. Bu noktada, Rowland’ın mesajlarının diğer tarafındaki kişinin Baranov olduğu ortaya çıkar. Amerikalı’nın detaylı bilgisinden etkilenen ve “Foreign Affairs” dergisinde Rowland’ın Putin’in Rusya’sı üzerine yazdığı makaleyi okumuş olan Baranov, Rowland’ı, bir süre önce görevinden ayrıldıktan sonra emekli olarak yerleştiği kırsal bölgedeki evine davet eder. Konu 1990’ların başından, Vladimir Putin’in yeni bir lider olarak yükselişine kadar uzanan Rusya’nın hikâyesidir. 

Paul Dano’nun canlandırdığı Baranov, Rowland’a sıcak bir ev ortamında Putin’in iktidara yükselişinin kronolojik hikayesini, özgün ve yumuşak bir ses tonuyla aktarmaya başlar.  Kendisinin de bir tiyatro yönetmeninden, özgüveni yüksek ve yetenekli bir medya danışmanı haline gelmesini, eşi Ksenia (Alicia Vikander) ile tanışmasını, Rusya’nın Boris Yeltsin sonrası tartışmasız lideri haline gelen eski KGB ajanı Vlademir Vladimirovich Putin’i ve Putinli yılları anlatır.

Adanmış bir Sovyet bürokratının oğlu olan Baranov, komünizmin çöküşüyle birlikte gençliğin coşkusunu yaşamaya başlamıştır. 1990’ların başındaki Rusya, eskiden yasak olan özgürlüklerin hayata geçtiği ve kısa ömürlü sayılacak bir tür demokrasiye kavuşmuştur. Punk akımı, şiir ve performans sanatı bu sefahatla dolu yılların vazgeçilmezidir ve Baranov, Moskova’da avangart bir tiyatro yönetmeni olarak bohem bir hayatın içindedir. 

  • jude_law
  • JudeLaw_AliciaWikander_PaulDano_Berlinale
  • kremlinin_sihirbazi
  • AliciaVikander
  • OlivierAssayas_TheWizardofTheKremlin

Romantik ideallerden uzakta, kalitesiz reality şovların yapımcılığına başlayan Baranov, bu süreçte salaş bir gece kulübünde erotik şovlar yaparken tanıştığı Ksenia’ya şovunda baş rol teklif eder. Rusya, Boris Yeltsin’in alkol ve sağlık sorunlarıyla kontrolsüz bir haldedir. Yeni dönemin hakim gücü olmak azmiyle oligarklar kontrolü ele geçirmek için bir plan yaparlar. Ulusal televizyonun özelleştirilmesi karşılığında, zor durumdaki Yeltsin’in yeniden seçilmesini garanti etmek amacındadırlar. 

Sevgili olan çift, sanata yoğunlaşmış bir yaşam sürmekteyken, yeni düzenin hakim oyuncularından bir medya oligarkı olan   Boris Berezovsky’nin  (Will Keen)   teklifiyle, Baranov medya sektörüne geçiş yapar. Bu, “ucuz hikayeler kotarmayı bırak, gerçekliği icat etmeye başla” şeklindeki çekici bir davettir ve Baranov’u iktidar merdivenlerinde daha da yukarıya taşıyacaktır. 

Bu dönemin karanlık bir yüzü de vardır. Kısa bir sürede yeni bir sosyal sınıf ortaya çıkmış ve devlet imkanlarını kullanarak ölçüsüz zenginleşmiştir. Baranov’un eski arkadaşı Dmitri Sidorov (Tom Sturridge), bu oligarkların temsilcisi haline gelmiştir ve bir gece içki içerken yeni servetinin ardındaki sırrı itiraf eder: “Ona göre bu ülkede kimse bankanın ne olduğunu bilmemektedir.” Sidorov bunu anlamıştır ve kuralsız davranarak, sonunda Baranov’un kız arkadaşı Ksenia’yı da (Alicia Vikander) elde eder. Patronun talimatıyla içki ve sağlık sorunları nedeniyle ayakta duracak halde olmayan Yeltsin’i, medya sihirbazlıklarıyla tekrar başkan seçtirmeyi başarırlar. Böylece oligarklar, Yeltsin’i kuklaları olarak kullanarak, Rusya’nın fiili yöneticileri olurlar.  Ancak artık Yeltsin’in devri kapanmaktadır ve yeni bir lider arayışıyla iddiasız görünümlü bir devlet memuru olan Federal Güvenlik Servisi / FSB yöneticisi ve Güvenlik Konseyi sekreteri Putin, Yeltsin’in istifasının ardından başkan vekili yapılır. Putin’in Başkan seçilmesi için yapılacak kampanyada sorumlu bir rolü olacak Baranov iddiasız gözüken bir devlet memurunun, başkan yapılması sürecinde hakim rol oynayacak ve ayrıcalıklı bir konum kazanacaktır. Oligarklar Putin’in kendileri için doğru kişi olduğuna inanmaktadır. Ancak Putin, iktidara gelmeden hemen önce Baranov ile yaptığı özel bir görüşmede bunun yanlış olduğunu açıkça ortaya koyar.

Yeni bir siyasi oluşum olan Birlik Partisi’nin kurulmasıyla Putin yükselişine başlar. Oligarklar, çok geç olana kadar onun yeteneklerini tam olarak değerlendiremezler.  Bekledikleri gibi siyasi bir kuklanın halefi olmak yerine, Putin, KGB kaynaklı yetenekleriyle iktidarı söke söke ele geçirerek çoğunu sürgüne gönderecek ya da etkisiz hale getirecektir. Rusya artık yeni Çar’ını bulmuştur.  

Sakince akan ancak Rus yumruğunun acımasızca indiği bazı tarihi olayları da abartısız ancak dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gerçeklikle sunan filmde Vladimir Putin rolünde yakışıklı oyuncu Jude Low’ı izliyoruz.  Assayas’ın, Beranov’un tutkunu olduğu kadın ve çocuğunun annesi rolünde Alicia Vikander’ı yeni Rus düzeninin adeta bir metaforu haline gelmiş farklı tiplemelerle sunması ve ikilinin dalgalı ilişkilerinin bir aile haline gelmeleriyle farklı bir anlam kazanması ve yine filmin dramatik finali, Empoli’nin hikayesinden esinlenen Yönetmenin, senaryoyu oluştururken Putin’e dair bir ön yargıdan mı yoksa KGB merkezli yöntemlerin gerçekliğinden mi beslendiği sorusuna odaklanmamızı sağlıyor.  Bu noktada filmin Türkçe adlandırmasını da değerlendirmek gerekiyor. Bu noktada “sihirbaz” sözcüğünün daha uygun bir çeviri olduğunu düşünüyoruz.

Dünya prömiyerini Venedik film festivalinde yapan Olivier Assayas imzalı “Kremlin’in Sihirbazı”, Vladimir Putin’in karanlık ve tartışmalı bir portresini çiziyor. Film, soğuk savaş sonrası yıllara odaklanan ve dağılan Sovyetler Birliği döneminin sonunda politik yaşamdaki yozlaşmayı dikkatle değerlendiren ve Rus halkının siyasi anlayışını başarıyla kullanarak aktaran etkileyici bir siyasi gerilim haline geliyor. Yönetmen Olivier Assayas’a göre film, “siyasi kötülüğün sonuçlarını gösterirken, aynı zamanda onun doğasını da betimlemeye çalışıyor”.

Genç nesiller için karmaşık olabilecek tarihi kurgusu ve bazı eksikliklerine karşın, Kremlin’in Büyücüsü, taktikleri Birleşik Devletler güdümlü sosyal medya endüstrisinin kontrollu versiyonu olan totaliter ve propaganda güdümlü bir devlet anlayışını ve bu kendine özgü sistemi bir ölçüde anlamak için izlenmesi gereken bir film sayılabilir. 

Hikmet Vardar

Gidin Yukarı
error: Content is protected !!