Gece Vardiyası (Heldin)…
Film Analizi
Tür: Dram
Yönetmen: Petra Biondina Volpe
Görüntü Yönetmeni: Judith Kaufmann
Müzik: Emilie Levienaise-Farrouch
Senaryo: Petra Biondina Volpe
Yapımcılar: Bastie Griese, Lukas Hobi, Peter Kreutz, Alexis Lieber, Reto Scharli
Oyuncular: Leonie Benesch, Sonja Riesen, Alireza Bayram, Selma Jamal Aldin, Margherita Schoch, Urs Bihler
Yapım Yılı ve Süresi: 2025, 92’
Son birkaç yılın değişmez olgusu haline gelen yurt dışına göç, doktorlar kadar hemşireler ve diğer sağlık görevlileri bakımından da farklı bir anlam kazandı. Yaşamın “olmazsa olmazı” sağlık ve özellikle bu iş kolunda büyük öneme haiz hemşireler, bu zincirin önemli bir halkası.
Yönetmen Petra Biondina Volpe, belki de mesleki aşinalıkla, kamerayı bir İsviçre Kanton Hastanesine ve burada görevli bir hemşirenin gece vardiyasına tanıklık etmek üzere “yatan hasta” servisine yerleştiriyor ve buradaki baş döndüren ve aynı zamanda hüzün ve yorgunlukla iç içe geçmiş sert atmosferi beyaz perdeye taşıyor. Bu savaş görmemiş ve zengin Avrupa ülkesinin dahi sağlık alanında yaşadığı sorunlar, farklı okumalar yapmaya imkan tanıyor.
İşine titizlikle bağlı Floria tatil sonrası tekrar bir gece vardiyasına başlar. Ancak kaos dolu bir gündür ve zamanla yarışırcasına çalışmaktadırlar. Kanser hastalarının iç burkan psikolojisi, acil ameliyatlar ve acı verici bir ölüm kadar, hasta yakınlarının tepkisi, eksik personel nedeniyle adeta bir koşuşturma haline gelen çalışma temposu ve kendi çocuğuyla olan ilişkisi Floria’yı zorlayacak ve adeta bir içsel yüzleşmeyle karşı karşıya kalacaktır.
Üniversite öncesi Ankara Yüksek İhtisas hastanesi gastroenteroloji hekimleri olan yengem ve dayımın hem hastane hem de o dönemlerde yaygın olan bütünleşik özel muayenehane mesailerine bir şekilde dahil olmuş, harçlık çıkarırken adeta bir yan elemana dönüşmüştüm. Doğal olarak rahmetli Kemal Beyazıt’ın Baş hekimi olduğu bu hastahane ve sonrasında mesainin devam ettiği ve her zaman hastalarla dolu muayenehane benim için ikinci bir adres haline geldi. Kişisel olarak fazlasıyla aşinası olduğum bu ortamın, özellikle üniversite yaşamıma da etkisi oldu. Filoloji öğrencisiyken tekrar girdiğim üniversite sınavında, Ankara Tıp Fakültesine kayıt hakkı kazandığım halde, hekim olmam ve ailedeki bayrağı teslim almam konusunda ısrarla davranan rahmetli dayım Mustafa Şerif Onaran’ın tüm çabasına karşın, bu mesleği seçmek istemedim. Çünkü adeta bir stajyer gibi bu ortamın havasını fazlasıyla solumuştum ve içim kararmıştı. Esas hedef kitlesi insan olan bu mesleğin ne denli zor, acımasız ve çok hüzünlü yönleri olduğunu görmüş ve anlamıştım. Böyle bir atmosferde yaşamak istemiyordum. Seçimlerim çok farklı yönlerde oldu. Ancak bu mesleği adanmışlıkla yapan sağlık profesyonellerine saygı duyduğumu burada da hatırlatmalıyım. Hekimlik başta olmak üzere sağlık sektöründe çalışan olmak ayrı bir adanmışlık gerektiriyor. Her ne denli iyi bir düzenli gelir ve prestij mesleği olarak görülse de, bazı mesleklerde olduğu gibi, sağlık profesyoneli olmak herkesin işi değil ve her şeyden önce ideallere bağlı kalmak ve insanı sevmek gibi öncelikleri göz ardı etmemek gerekiyor.
Yönetmen Volpe, sinemanın gücünü öne çıkartarak belki de kişisel olarak da aşina olduğu bu iş kolunu başarıyla dramatize eden bir yapıma imza atıyor. Hiç düşmeyen ve hatta zorlayan bir tempoda akan film, “bakış açısı planlarıyla” adeta bir belgesel gerçeklik atmosferinde, seyirciyi de filme dahil ediyor. Bu yorucu günün sonunda yönetmen Volpe, tüm insani uzlaşmalara karşın, acı bir tat ve tükenmişlik hissini ana karakteri vasıtasıyla beyaz perdeye yansıtırken, seyirciyi de hüzünlendiren bir finale imza atıyor.
Gece vardiyası, bir “Baş Yapıt” sayılamayabilir. Ancak, her şeyden önce insana yaşamı ve sağlıklı olmanın önemini başarıyla hatırlatıyor. Sağlıklı olmanın değerinin altı güçlü bir biçimde çizilirken, küçük küçük mesajların ve insan ilişkilerine dair okumaların, bu, hızlı ve sarsıcı temponun içine başarıyla yerleştirildiğini, 40 bin Avro’luk bir saate sahip olmanın verdiği maddi gücün dahi insanı ölümcül bir kanserden korumakta ne denli yetersiz kaldığını ve her türlü hırstan arınmanın önemini usulca hatırlatıyor. Yaşlı ve müreffeh Avrupa ülkelerinde çözüme kavuşturulamayan teknik sağlık personeli açığının ve yerden yere vurulan göçmen politikalarına karşın, eğitimli insanlara olan ihtiyacın önemi de filmin hatırlattıkları arasında. Günümüzde sağlık personelini darp etmeyi bir ayrıcalık sayan hadsiz insanlar bakımından da, bu filmin adeta bir uzun metraj kamu spotu niteliğinde olduğunu hatırlatalım.
Hikmet Vardar







