Sinemamızdan Bir Çınar Kaydı: Gülsen Tuncer…
Gülsen Tuncer, onlarca önemli oyunculuk performansı sonrasında Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu romanının, ikinci kez televizyon uyarlamasında hala karakteri Arsen Ziyagil’e öylesine can kattı ki; yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kurdu.
Sevgili Gülsen Tuncer’in beklenmedik gidişinin ardından hemen yazamadım, yazmadım. Elim bilgisayarın tuşlarına gitmedi. Bir vedalaşma imkanı dahi bulamadığıma da üzüldüm. İstanbul cangılı içinde koştururken, yakınlarda arama fırsatı yaratamama da hayıflandım.
DAYANAK NOKTALARI !
Gülsen Tuncer ve Engin Ayça’yı ilk tanıdığımda, yüksek lisansımı bitirmiş ve Anadolu Üniversitesi’ndeki akademisyenlik sonrasında, Marmara Üniversitesi’nde çalışmaya başlamıştım. Henüz acemilik yıllarımızdı. O günlerde gerek Gülsen abla ve gerekse de Engin abi, olgun, dost yaklaşımlarıyla sektör içindeki ilk dayanak noktalarım olmuşlardı.
Engin Ayça uzun yıllar daha sonra başkanlığını da yapacağım Marmara Üniversitesi GSF STV Bölümü’nde yüksek lisans dersleri vermişti. O yıllarda ikisiyle de temasım daha yakınlaşmış; Gülsen Tuncer’in katmanlı ve derinlikli entelektüel seviyesini ve sanatçı kimliğini yakından tanıma fırsatını da bulmuştum.
ÖNEMLİ OYUNCULUK PERFORMANSLARI
Oynadığı filmleri saymaya yerimiz yetmez. Aralarında Kara Kafa (1979), At (1982), Faize Hücum (1982), Asılacak Kadın (1986), Afife Jale (1987), On Kadın (1987), İpekçe (1987), Gramafon Avrat (1987), Bez Bebek (1987), A Ay (1988), Karartma Geceleri (1990), Berdel (1990), Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu (1991) ve Suna (2007) ilk akla gelenler…
KİTLESEL SEVGİ SELİ
Gülsen Tuncer, onlarca önemli oyunculuk performansı sonrasında Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu romanının, ikinci kez televizyon dizi film uyarlamasında* hala karakteri Arsen Ziyagil’e öylesine can kattı ki; yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kurdu. Dizileri arasında Bugünün Saraylısı (1985), Üç İstanbul (1983) ve Ateşten Günler (1988) de sayılabilir.
AYDIN OLMA SORUMLULUĞU
Büyük oyuncu kolektif bilince sahip ve salt oyuncu olmanın dışında önemli toplumsal etkinlikleri de sunarak, sanatçının sahip olması gereken aydınlanma bilincine ve sorumluluğuna önemli bir örnekti. Diğer yandan pek çok ayrıksı ama önemli yerel etkinliğin de destekçisi olmuştu.
Kendisiyle pek çok anımız var. Mütevazılığı ve önce insan olmasıyla, her zaman destek alabileceğiniz bir dost, yaslanabileceğiniz bir omuzdu… Her ölüm erken derler! Işıklar içinde uyusun.
* Aşk-ı Memnu ilk kez 1975 yılında TRT’de yayınlanmış ikinci Türk televizyon dizisidir. Yönetmenliğini Halit Refiğ’in yaptığı dizi, altı bölümden oluşmaktaydı.
