Bayram Değil Seyran Değil Dinozorlar Bizi Gene Neden Öptü: Oak Caddesi’nin Sonu…
Peşimdeki Şeytan filminden tanıdığımız yönetmen David Robert Mitchell, Oak Caddesi’nin Sonu (The End of Oak Street) filmiyle, bir ailenin çözülme ihtimalini odak noktasına koyup, filmin fonuna ise milyonlarca yıl önce yaşamış dinozorları yerleştirip aklınca bir taşla iki kuş vurmaya çalışmış. Peki başarabilmiş mi? Şüphesiz bu sorunun olumlu bir cevabı yok.
Günümüzde yaşam her geçen gün cehenneme dönüyor. Bu süreçte evlilik kurumu da çatırdıyor ve çöküşte… Peki bu çöküş bayatlamış bir dinozor öyküsüyle durdurulabilir mi? Gerçekliğin sınırlarını zorlayan ve hayatta kalmaya çalışan bir aileyi konu alan ‘Oak Caddesi’nin Sonu’ (The End of Oak Street) yeniden dinozor sosuna bezenmiş bir hikayeyle karşımıza çıkıyor.
BİR TAŞLA İKİ KUŞ
Peşimdeki Şeytan filminden tanıdığımız yönetmen David Robert Mitchell, Oak Caddesi’nin Sonu (The End of Oak Street)filmiyle, bir ailenin çözülme ihtimalini odak noktasına koyup, filmin fonuna ise milyonlarca yıl önce yaşamış dinozorları yerleştirip aklınca bir taşla iki kuş vurmaya çalışmış. Peki başarabilmiş mi? Şüphesiz bu sorunun olumlu bir cevabı yok.
Küresel iklim krizine direk gönderme yapmadan yönetmen Mitchell, gizemli bir kozmik olayın Oak Caddesi’nin konuklarını sıradan yaşamlarından koparıp, binlerce yıl öncesinin vahşi dünyasına taşımasını anlatmaya soyunmuş. Bu süreçte filmin odak noktası Platt ailesi, hayatta kalabilmelerinin tek yolunun birbirlerine sıkı sıkıya bağlı kalmak ve aile olmanın önemini yeniden keşfetmek olduğunu idrak eder.
Denise (Anne Hathaway) ve kocası Greg (Ewan McGregor) çocukları Audrey (Maisy Stella) ve Brian (Christian Convery) ile görünüşte mutlu bir aile tablosu çizmektedir. Greg işten atılmış ve pizza dağıtıcısı olarak çalışırken durumdan mutsuz olan Denise de, yaşamlarından esinlenip gizlice yazdığı kitabını tamamlamak üzeredir, ta ki gözleri kör edecek kadar güçlü bir ışık ortaya çıkıncaya kadar…
MATERYALİST DÜNYANIN DEFOLARI
Günümüzün karmaşık, acımasız materyalist yaşam tarzıyla çözülen aile bağlarının, önemli bir korunma ve sığınak olduğunu anımsatmak için star oyunculardan yararlanıp, özel efektlerle manasız bir parayı böylesi bir filme harcamaya gerek var mıydı diye sormak abartı sayılmamalı. Allahtan artık derdini Marko Paşaya anlat misali yapay zeka da var. CGI teknolojisinden destek alıp fantastik bir dünya kurdun mu gişe başarısı garantiye mi alınıyor?
David Robert Mitchell’ın, hem yazdığı hem de yönettiği filmin yapımcı kadrosunda başı J.J. Abrams, Hannah Minghellaçekiyor. Deneyimli yapımcılar hala seyircinin dinazor öyküsü yediğini düşünüyorlarsa, filme korku türükleri ekletmek yerine, yazar yönetmen Mitchell’dan yaratıcı ve ele alınan soruna karşılık üreten bir senaryo beklemeliydiler!..
VASAT PERFORMANSLAR
Başrollerini Anne Hathaway ve Ewan McGregor’ın paylaştığı filmin oyuncu kadrosunda, ayrıca Maisy Stella ve Christian Convery de yer alıyor. Paramızı alsak da gitsek stili oyunculuk performanslarına, Mitchell’ın sözde sıra dışı dünyasını inşa etmesinde görüntü yönetmeni Michael Gioulakis de suç ortaklığı yapmış.






