Bir Emily Bronte Klasiği: Uğultulu Tepeler…
Bir klasiğin son versiyonu sinemalarda vizyona girdi. Başrollerinde Amerikan sinemasının ışıltılı oyuncusu Margot Robbie ve sinemanın yeni keşfi genç ve yakışıklı Avustralya’lı oyuncu Jacob Elordi, ikonik karakterler Cathy ve Heathcliff’e hayat vermişler.
Ünlü İngiliz yazar Emily Bronte’nin klasikleşmiş ve yazdığı tek romanı Uğultulu Tepeler, kuşaklar boyunca okunduğu gibi pek çok kez sinemaya uyarlanmış ya da televizyon dizisi ve televizyon filmi olarak çevrilmiştir. Edebiyat ve sinema, varoluş malzemeleri açısından (sözcükler/görüntüler) birbirinden farklı olsa da; aslında yapılarındaki dramatizasyon özellikleri bağlamında birbirine yakın iki sanattır. Ayrıca sinema sanatı için başlangıcından günümüze, edebiyat sanatı önemli bir kaynak olmuş ve pek çok roman, öykü ya sinemaya uyarlanmış ya da yönetmenler için esin kaynağı olmuştur.
Bir klasiğin son versiyonu sinemalarda vizyona girdi. Başrollerinde Amerikan sinemasının ışıltılı oyuncusu Margot Robbie ve sinemanın yeni keşfi genç ve yakışıklı Avustralya’lı oyuncu Jacob Elordi, ikonik karakterler Cathy ve Heathcliff’e hayat vermişler.
YENİ BİR STAR MI?
Genç oyuncu Jacob Elordi, sinemanın umut vadeden yeni yüzlerinden… Avustralya’da dünyaya gelen Elordi, Saltburn(2023), Netflix’in beğenilen yapımı The Kissing Booth (2018) ve HBO A24 yapımı olan başarılı drama dizisi Euphoria’dan (2019) tanınan bir oyuncu…
Kraliçe Victoria İngiltere’sinde yaşamış Emily Bronte’nin, kült romanı Uğultulu Tepeler, Cathy ve Heathcliff’in çocukluk yıllarından başlayıp yaşamları boyunca devam eden büyük ve imkansız bir aşkı anlatır. Cathy’nin babası Earnshaw (Martin Clunes) tarafından evlat edinilen ve yoksulluk koşullarından kurtulsa da Earnshaw’ın sistematik şiddetine maruz kalan Heathcliff, kendisine her zaman iyi davranan Cathy’ye çocukluk yıllarından itibaren derin bir sevgiyle bağlanır; ta ki yakın bir malikaneye kızkardeşi Isabella (Alison Oliver) ile taşınan zengin Edgar (Shazad Latif) ile Cathy tanışıncaya kadar…
SANAT YÖNETMENLİĞİ BAŞARISI
Yönetmen Emerald Fennell, Bronte’nin kitabının özüne bağlı kalsa da kurgusunu değiştirmiş. Bir dönem filmi olan Uğultulu Tepeler, romanın ruhuna uygun mekan ve atmosfer yaratma açılarından başarılı bir yapım. Filmin süpervizör sanat yönetmeni Caroline Barclay ve ekibi, mekan ve kostüm tasarımında eksiksiz başarılar yaratmışlar.
Tüm görkemine karşın sayısız defalar beyaz perdeye aktarılmış bir yapıtın yeniden çevrimine ihtiyaç var mıydı sorusu akla gelse de; filmi izlemeyi cazip hale getiren geniş görüntü boyutu ve kalitesi sağlayan Imax formatında çekilmesi, box office açısından da şansını arttırabilir.
Yazar ve yönetmen Fennell, Uğutulu Tepeler’in bu yeniden çevriminde öykünün taşıdığı ve insanın derinliklerinde yatan zaafları ve erdemleri satır aralarına monte ederek filmini ilerletse de; uğuldayan tepelerde yeni bir şey var mı sorusunun akla takılmasına engel olamıyor.
İNSANIN GİZEMLİ KISKANÇLIĞI
Fennell, olay örgüsünü kıskançlık ve aşağılık kompleksini gizlemeye çalışan Nelly (Hong Chau) karakterinin ardına gizleyerek, yaşamdaki küçük hesapların ağır bedeller ödetebileceğinin altını çiziyor. Zengin bir adamın metresinden doğan Nelly, para karşılığında Earnshaw’a evde hizmet etmek için emanet edilmiştir. Nelly, kendisinden daha sonra eve gelen ve alt kademede olan Heathcliff’in ve çocukluğundan beri kıskandığı Cathy’nin, mutlu olma hayallerini ufak tezgahlarıyla yerle bir eder. Diğer yandan Heathcliff ise asillere yönelen yoğun nefret duygusunu, büyük aşkı Cathy’yi kraliçe gibi sevip, ondan intikam almak için Isabella ile evlenip genç kadına köle gibi davranıp telafi etmeye çalışır.
Film sınırlı ama kimi görkemli mekanlar yaratıp, Hollywood’un masalsı dünyasına içi kof, uğultulu yeni bir halka eklemekten öteye gidemiyor. Dönem filmi olarak geçtiği zamanın koşullarından taviz vermese de, kimi yoğun duyguları çoşturmak adına zaman zaman kullanılan güncel müzikler sırıtıyor.
Filmin oyunculuk performansları bağlamında güzel fiziğini yetenekle birleştiren Margot Robbie öne çıkarken; Heathcliff karakterine fazlaca poz keserek hayat vermeye çalışan Jacob Elordi’nin, performans dengelerinde eksik kaldığını belirtelim. Filmin gizli mücevherinin ise Isabella karakterini, elbise gibi üzerine giyen İrlanda’lı oyuncu Alison Oliver olduğunun altını çizelim.






